31 Ekim 2011 Pazartesi

sen gittikten sonra aklıma ilk gelen şey bidaha senin adını dilediğimce söyleyemiyecek olmam olmuştu.
basit düşünüyordum, en kolayı düşünüyordum sürekli ki diğer gerçeklerle geç yüzleşiyim acımasın canım.

sen gittiğinde bildiğim hayatın sonu gelmişti. sen geldiğinde de öyle olmuştu gerçi. sen öptüğünde de ,
tanıdıktı bu his,korkmadığımı söyleyemem ama titrememiştim.

eğer biraz daha kalsaydın sana seni ne çok sevdiğimi söyleyecektim.

gittiğinde herkesin sana benzemesi gibi bi durum olmadı. sadece anlamını kaybetti seninle anlam kazanan şeyler.
saçlarımı kestirdim ve sana çok kızdım gitmeseydin kestirmezdim çünkü sen uzun saç severdin.
başkasıyla öpüştüm seninle savaşarak ve sana çok kızdım. çok ağladım. çok yazdım.

eğer biraz daha kalsaydın, nefesinden bana ödünç vermeni isteyecektim.

sonbahardı ve ilk gün çizmemin ucu soyulmuştu sana çok kızmıştım.
eve gelmiştim ve duvara bakıp ağlamıştım. ve sana çok kızmıştım.

eğer gitmeseydin sana, sana asla kızamayacağımı söyleyecektim.

sonra dudakların geldi aklıma. bildiğim yaşamı sona erdiren o sihirli kapı.
gözlerin onun arkasından ellerin.
sen çok güzeldin,
ben ne kadar çirkindim ne kadar bencil.

eğer gitmeseydin sana doğum gününde atkı alıcaktım.

Gittin sevgilim,
adım adının yanına yasak.
dudağın ellerin , aşk seninle yasak.
atkıyı unut bile o hayatta olmaz.
seni çok sevdim.
ingilizce çalışmam gerek ama seni çok sevdim ve lütfen o kıza aşık olma.

hoşçakal.
senden sonra hiç bir şey güzel olmadı, olamazdı zaten çocuk
her şey seninle güzel-miş meğer , bilemedim.

30 Ekim 2011 Pazar

http://fizy.com/s/20jsuy

Biliyorum, umut kelimesi bundan yıllar sonra bile seni düşürecek aklıma,
nasıl bir umutla beklediğimi seni.

seni sesini kokunu boynunu ellerini dudaklarını.
en çok seni,
al hepsini gel yanıma hadi, kalbim hala sımsıcak.

gelmezsin biliyorum,gelme zaten.

biz bunu haketmiştik çünkü,
başka bir yaşamda başka bir mutlu son,
en çok biz haketmiştik,
ama bugün değil yarın değil, bu şehirde değil.

belki bir gün yine kokunu içime çeke çeke uyuyakalırım koynunda,
benim hala umudum var..

29 Ekim 2011 Cumartesi



hikayemiz burda bitti,şimdi.

seni özlemek,seni sevmek,seni beklemek.
üzgünüm,bitti.
umrunda olmaz,hiç olmadı. olsa elde ederdin zaten,öyle derdin.

içimde belirsiz bir huzursuzluk,yarınların avuntusu.
gözlerimin karartısını bıraktım geride ve kulaklarımın uğultusunu.
hoşça kal sevgilim.
keşke olabilseydim sevgilin.

sana sığınmak değildi niyetim bu sefer sadece baktım yer edinebilir miyim yanında kendime diye,olmazmış.

27 Ekim 2011 Perşembe

Bu sana son veda,sana göre sessiz sedasız bana göre fırtınalı, içimde bitmesi kolay mı?

ben bunca yıl seni yazdım her yere,seni dinledim her seste,seni gördüm her yüzde,
ben sana tahmin edebileceğinden yakındım. seni sevdiğim müddetçe beni seveceğini söylemiştin,
kim bilir belkide bu yüzden vazgeçemedim sana sevgimden,vazgeçicek gibi oldum,izin vermedim kendime.
benim görevim buydu çünkü,
senin ruhun bile duymadan seni sevmek,seni mutlu etmek,sonunda bana döndüğünde seni yeniden sevmek hep sevmek..
bundan mutluluk duymak.
çok yorucu,
kahretsin gerçekten çok yorucu,
uzun zaman önce bıraktım bu oyunu,
yine senin ruhun duymadan,
orda bir yerlerde var oldugumu unutmuştun belki de yeni yeni hatırladın,

ama bu son.
çünkü kendime istediğim kadar kötülük yapabilirim ama çevremde yaprak oynatmaya hakkım yok.
benim seni sevdiğim gibi beni seven insanları üzmeye hakkım yok.
kaç kişiyi kapının eşiğinden döndürdüm seni biraz daha sevebilmek için,
kimle konuşsam seni aldatıyormuş hissi kaç kere nefret ettirdi kendimden,

bunca zaman sevmedin, canın sağolsun üzüldüm de sen say ki üzülmedim
merhaba ben seni çok sevdim,
merhaba,
bitti,
bitti demezsem çünkü bitiremeyeceğim..



''Sen say ki ben hiç ağlamadım
Hiç ateşe tutmadım yüreğimiGeceleri koynuma almadım ihaneti
Ve say ki bütün şiirler gözlerini
Şarkılar saçlarını söylemedi''

26 Ekim 2011 Çarşamba

'çok sevmek' acıtmazdı da, çok sevilmeyi beklerken koca bir yalan olduğunu öğrenmek bir süre tıkardı insanın boğazını.

eğer ağlamamak için kendini çok tutarsan bir süre sonra kusarsın,çok.
eğer kulakların uğuldarken gülümsersen,mutlu sanarlar,çok.
gülerken ağladınız mı hiç, sizin hiç kalbiniz elinize tutuşturuldu mu,kurudunuz mu hiç?

bazen midem ağrıdı o kadar,
midemden üste doğru bi ağrı.
ve boğazımda bir yumru hiç geçmeyen.
sende de oluyo mu?

senin boğazında ki yumru olmayı isterdim.

en çok beni sevmiş olmanı,beni unutamamanı,

benden güzel olabilir benim kadar sevemezdi.






Gördüm ki o meyhanede
Sen başka bir
kadınla
Oturuyorsun
ve çok mutlusun

Ve burada, bu 
sokakta
Kalbim yüz bin parça
Yollar daralıyor
Ölsem damarlarında.

25 Ekim 2011 Salı



















bazı şeyleri yaşanmamış saymakla başladım işe,
bi kaç sokağı sildim zihnimde, sevdiğin parfümü attım..
zaman geçti biraz kanadım,zaman geçti belki ağladım,
şimdi bak yine yanındayım,
ne koyarsan koy adını sevgili harici
ben o hikayeyi biliyorum,
yanında ama arkadaşın kaldım.

16 Ekim 2011 Pazar

bundan böyle sadece yazdıklarımda olacaksın, bu ne demek biliyor musun sevgilim.
sana dokunamadığımdan yazıyorum,çünkü yazmak sana dokunmaya en yakını..


yani, tenin hiç sıcak gelmeyecek mesela,
söylediklerin,dudaklarından çıkan kelimeler beni heycanlandırmayacak çünkü ben hepsini biliyor olacağım,
seni düşünerek uyuyacağım sarılarak değil, parmak uçlarım buzlu bir camdaki yansımana dokunacak sadece..


ve ben her defasında oturup ne kadar gereksiz olduğumu hatırlayacağım.
hiç var olmamış olmak isteyeceğim.
yanlış anlama ölmek değil.
hiç var olmamış olmak.
izimi tozumu unutmak.


senin için ne kadar çok endişelendiğimi ve bunun benim için ne kadar zor olduğunu yineleyeceğim kendime..
uzaktan da olsa takip edeceğim hayatını ve seni bir annenin oğluna sevgisinden farklı sevmediğimi söyleyeceğim kendime.


senin ileride canını yakacak şeyleri düşünüp bugün üzüleceğim ve senin haberin bile olmayacak.
elimi hemen tutmazsan kaybolacağımı söylemeyecek oyalanmana izin vereceğim öleceğimi bile bile.
ve belki Tanrıya bile ihanet edeceğim, benim için sadece benim için birazcık üzül diye.


yaptıklarını nasıl affettiğimi ve bunun için hiç çaba göstermediğimi düşünürek hayret edeceğim bir kez daha sana olan bu zaafıma.


kısacası sevgilim,
sen olmasanda yine seni düşüneceğim,
kendi kendime yetkiler verip tutup senin için endişeleneceğim.
Hiç olmadı kaburgamı balyozlayan bu hisle yaşamaya devam edeceğim..

15 Ekim 2011 Cumartesi

'indiremem tek başıma, rafa kaldırdığım onca sevgiyi.

elimde kalan bir kaç parça şarkıyla bir kaç eskimiş dize, asırlar önce kurulmuş.
şimdi senden tek isteğim, bana bir daha dönme.
değmem inan, tekrar sevdirme kendini.
bu kadar bencil olma..
bencil olmama izin ver! 
çabalıyorum, uzak durmak için..
izin ver, bari bu kez izin ver başardığım duygusu özlemini yensin, lütfen.

akşam çok erken gelirse ve düşersem aklına dolaşırken ayak izlerimizin olduğu o sokakta..
git ona.
sevebilirsin, bilirsin seversin..
ya da diğerini,öbürünü,herhangi birini işte..
ama bu kez beni sevme lütfen..
izin verme yine seni kalbime dikmeme..

yaklaşma karşı koyamayabilirim,
bilirim koyamam..
nefesin nefesime değmeden uzaklaş 
kanım çekilmeden,
git kendini affettirmeden.
seni affetmeme izin verme.

sen yalancısın,
sen adi herifin birisin

değilsin..

sen çok güzelsin
hala güzelsin.

madem yapamıyorsun bir şey,
dünyanın en iğrenç adamı sen ol benim için,
hiç bir şey yapamıyorsan bunu yap!

                                         yap ki çöpe gitmesin yazdıklarım,kendime verdiğim sözler
                                         boşa gitmesin bu çabam,
                                          harcadığım onca insan.

                                        'indiremem tek başıma, rafa kaldırdığım onca sevgiyi.'

12 Ekim 2011 Çarşamba

ölseydik


keşke ölseydin..
o zaman başkasına aşık olamazdın
keşke soğuk şeyler içmene izin verseydim,
keşke hava soğukken montunu bana vermene izin verseydim.
o zaman ölürdün ve başkasına aşık olamazdın.
keşke,keşke tarihi geçmiş makarna yeseydin ve zehirlenseydin.
keşke ölseydin ve ona aşık olmasaydın.
kör olsaydın ve onu sevmeseydin..
keşke benden hiç gitmeseydin.
keşke bana öyle bakmasaydın.
o zaman sana aşık olmazdım ve sende ölmek zorunda kalmazdın...

9 Ekim 2011 Pazar

biraz erken biraz 7

senden geriye kalanlar hep bana ait, senden kalmış ama benim.. seni andırıyo ama benim,
seni anlatmış, hepsi benim!

düz,çizgili,kareli..
tükenmez,kurşun,ne bulduysam işte.

hep beraber anlatmışız seni, sana karşı olan duygularımı.
sana karşı, tüm duygularım sana karşı.

saat şu an bunu ne zaman okuyorsan,günlerden pazar ama muhakkak yağmurda yağmıştır!


eğer o gün oraya 7 dakika erken gelseydim,sen hayatımda hiç varolmayacaktın
eğer 7 dakika sonra affetmeseydim belki daha kolay unutacaktım.
eğer belediye otobüsündeki insan 7 dakika geç gelseydi şu an orda olmayacaktı ve muhtemel kazadan sağ çıkacaktı.

eğer ben 7 dakika daha erken çıksaydım hayatımın adamıyla karşılaşıp evlenicek ve Amerika da yaşayacaktım.

önemli olan buydu, zamanlama..
eğer karşıma zamanından bu kadar erken ve aynı zamanda bu kadar geç çıkmasaydın, allah kahretsin ben ölmeyecektim 2 sene boyunca..

eğer sen öyle gülmeseydin ve öyle yürümeseydin,
mesela o gün mavi gömleğini giymeseydin,
dudağını öyle bükmeseydin ben sana aşık olduğumu anlayamayacak ve hep mutlu kalacaktım.

eğer babana bu kadar benzemeseydin mesela onu her gördüğümde seni unutamadığımı anlayamayacaktım ve ağlamayacaktım.

eğer annen çiğ köfteyi sevdiğini söylemeseydi her çiğ köfte gördüğümde sen aklıma gelmeyecektin ve daha kolay unutacaktım.

eğer sarhoşken beni arayıp seni seviyoruumm demeseydin ben allahın belası her gün üzülüp düşünüp düşünüp kendimi yemeyecektim.

o gün hasta olsaydım keşke ve kokunu alamasaydım,
öpülemeyecek kadar çirkin olsaydım ve hayatımdaki en özel an olmasaydın.

7 dakika geç kalmasaymışım ya da 7 dakika erken gelmeseymişim.
keşke.

8 Ekim 2011 Cumartesi

silip yazdığım milyonlarca sözcük gibi, silip tekrar tekrar yazdığım..her gün daha çok farkına varıyorum geçmişi unutamadığımın..

7 Ekim 2011 Cuma

vesaire..

bilirsin imkansızları,aslaları,olmazları vesaireleri.
bilirsin ama anlar mısın ki ?

mesela bizim asla bir anahtarlığımız olmayacak,ben çantamda sürekli kaybediyorum ve zor buluyorum,her seferinde kapının önünde 10 dakika bekletiyorum seni diye bana kızıp aldığın koca kafalı bir anahtarlığımız işte..olmayacak düşünsene.

sen işten gelirken beni arayıp ne istiyosun diye sormayacaksın,ben istediklerimi söyleyip telefonu kapattıktan sonra telaşla bir şeyler unutup seni geri aramayacağım bu zibilyon kere tekrar etmeyecek hatta belki telefon numaranı bile bilmeyeceğim düşünsene!

çok klasik ama kızımız felan olmayacak ben sabahları onun saçını örerken o tokalarını kaybettiği için ona kızamayacağım ve sen asla sesten rahatsız olup uyanmayacaksın.

arabada tartışmayacağız ve sen arabayı kenara çekip bana bağırıp sonra öpüp özür dilemeyeceksin.
sen beni bir daha asla öpmeyeceksin. ve kalbim asla patlayacak gibi olmayacak.

düşünsene, gözlerine bakıp hikaye yazamayacağım, kimbilir adını bile unutacağım belki manzara resimlerinde geleceksin aklıma yalnızca..

sensiz maksimum bi 60 yılım var düşünsene.

ve tansiyon haplarımız, şeker ilaçlarımız, çaya atılan tatlandırıcılarımız, sağ elimized bastonlarımız,
olmayacak sevgilim,
düşünsene..
düşünme.
yeni insanlar,yeni hesaplar,yeni bir kaç kalem illa ki eski şarkılar..
sonbahar bitmekte ve biliyorum az ileride kışa girilmekte..
kırık beyaz bir kupa olsa, yada toz pembe, ananem bir kazak örse,
ben tüm bir kışı pencerenin önünde geçirsem..
ve eski şarkılar olsun..

bir kaç milyon ortalı sıcak bir defter ve babamdan yadigar dolma kalem.
dolma demişken, zeytinyağlı olsa belki yerdim.
dışarıda yağmur yağmış şimdi dinmiş , yine toz kalkmış
burada hep toz kalkar.
ve eski şarkılar..

sen yağmuru severdin, ben bir keresinde sevmiyorum demiştim,
hatırlar mısın?hatırlamazsın,
beni duyabiliyor musun?
eski şarkılar diyorum..
onlar mutlaka olsun.

senin olmadığın bir hayata uyandığımdan beri biraz eskiyim.
eskileri severim, antikalar,eski adamlar,eski sandıklar.
tozlu şeyleri severim, tozlu şehirleri.
toz kokusunu..
eski şarkılar mutlaka olsun.