17 Mart 2012 Cumartesi
bir gün hayatına biri giriyor ve sen onu özlemekten hiç vazgeçmiyorsun. kısa mesafeli bi yolculukta, bir dizi reklamında, sinema arasında, derste, kendini onu özlerken yakalıyorsun. boğazından soluk boruna giden o yolda bir yumru oluyor. ağrılı, bilirsiniz işte. özlediğin her kimse, boğazında yumru olarak o kalıyor. yaşanan her şeyden geriye o kalıyor. küçük bir öpücükle başlayan her şey boğazında düğümleniyor. karnındaki ılıklık yerini sancıya bırakıyor. sonra bir gün acıtanı sancıtanı toplayıp kaldırıyorsun bir rafa. hayatının bir bölümü olarak. bilirsin bir gün biri gelicek, bir gün biri seni anlayacak,tanıyacak. çünkü bu ihtimal asla kaybolmaz. bir gün biri için önemli olabilme ihtimali. bir gün biri yüreğinde derin bir acı taşıdıgını anlayacak, sesindeki kırıklığı farkedecek. biraz sabır
1 Mart 2012 Perşembe
MARİLYN
saçlarımı kulak hizasında kısacık kestirip sonra pişman olup deli gibi ağladığım gün tanışmıştık seninle. 9 yaşımın kuşkusuz en kötü günüydü. sonra seni gördüm akşam misafirliğe gittiğimiz evin küçük 52 ekran televizyonunda. yanımda ki kekeme çocuk bak dedi, saçları senin gibi kısa, güzel. o gün sevdim seni, hatta o günden sonra bir tek seni sevdim. öldüğünü öğrendiğimde yani aslında çoktan öldüğünü öğrendiğimde saçlarımı kestirdiğim gün ağladığım gibi ağlamıştım ve sen 9 yaşında bir kızın hayatının en büyük parçası olmuştun. Bir daha saçımı öyle kısa kestirmedim. bir daha da öyle ağlamadım. nedense seni o gün farketmiştim, annesi Marilyn Monroe hayranı olan bir kız olarak seni niyeyse o gün sevmiştim. hep ileride bir kitap yazıp ön sözünde senden bahsedicem diye hayal etmiştim. o günlere daha çok var, sadece şimdilik sana vefa borcumu ödeyeyim dedim Marilyn.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
