29 Mayıs 2012 Salı

içimde dolaştım

son günlerde içimde dolaştım hep,
hala hissedebilen,
hala sevebilen,
hala önemseyen,
bir şeyler kaldı mı diye.
şehirler buldum, ayrılan yollar buldum,dinlenen müziklerin arasında,ağladığım zamanları buldum.
nefes aldığımı sinek ısırığı kadar hissettiğim gecelere döndüm.
ağladığım duyulmasın diye yastıkla kafamı siktiğim geceler gördüm
yaşanmış en güzel hikayeleri buldum,
yaşanamayanlarda oradaydı tabii.
daha derinlere indim,
acıtanı sancıtanı sildim elimle,
ilk ayrılığımız ilişti gözüme,
sesini duydum inanır mısın?
tadın bile geldi dilimin ucuna.
kokunu bekledim,hazırdım duymaya,
seni taklit etti kokun,
senin gibi yaptı, gelirmiş gibiydi hiç gelmedi.
sorular buldum, nasıl yani? dedim,
ben o kadar yılın sabahın senin için mi uyanmışım,
bu şehirin soğuk kaldırımlarında dolaşmak senin sayende mi mümkünmüş en başından beri,
senin için yaşamış olamam,
olmamalıyım, sencede farkın biraz daha fazla değil mi diğerlerinden?
sonra çocuk halini buldum,gülümsetti beni ilk düşüşün yanıma,
yüzüme gelen saçlarımı elinle ittiğin günleri buldum,


içimde dolaştım bütün gün,
senli bir gece hariç her şeyi buldum;bu bir özlem.
bu bir son, senin hakkında konuşmamdan,seni sevmemden,seni özlememden korkan hiç kimse olmayacak artık.
şimdi dokunabilirsin yüzüme,çünkü sen denize dokunmayı seversin
iyi dinle beni,
içimde değilsin,


-gittim- demen yasak,


Nerdesin?



27 Mayıs 2012 Pazar

geniş zamanlar yok artık

Merhaba sevgilim,
yine ben geldim.
Korkma,yabancı değilim,hatta hayatındaki en gerçek şey -belkide- bendim.
hani her boş vaktinde,açıp okurken beni, belleğinin gözünün önüne getirdiği o anıların ta kendisiyim.
Hatırlıyor gibisin. 
Elleri belimin en kıvrımlı noktasına dolanan sendin.
Saçlarımı okşayan sendin.
üzgünüm sevgilim, beni şimdiki zamanına sığdıramayan da sendin.
biz bir miktar beceriksizdik. yetmeyi bilemedik.
ben ikimiz için geniş zamanlar yaptım yokluğunda,
sen oyalandın başka vücutlarda,
beni hiç sevmeyerek, beni çirkinleştirerek beni yok ederek.
ben seni büyüttün yokluğunda.
geniş zamanlar yarattım sevgilim,
gece uyuyamadığın zaman, oradasın,hissediyor gibisin.
ilk defa senin adına konuşuyorum, emin gibiyim bu defa,
beni özlediğinden eminim,
ben gittikten sonra biz kaldığımızdan eminim.
baksana, benden sonra sevdiklerin sanki biraz daha hızlı unutuluyor,biraz daha izsizler ve sanki biraz daha az
siniyorlar üstüne,
korkma sevgilim
birazdan bitmesine izin vereceğim.
ilk defa kendimi ağlatabilen cümleler yazdım,
ben ilk defa kendi acıma ağladım.
sana değil de.
ben sadece yürüdüm,
seni sürüklediğimin farkında olmadan,
senden kaçıp sana yürüdüm,
sonu olmadan.
hiç bir şey düşünmeden sadece sevdim. beklentilerimi susturdum.
insanlar bunu yapamıyor bilirsin. bilmiyorsanda elbet bir gün öğreneceksin.
şimdi aklına son kez kendimi getiriyorum,
kalbim senin için atmıyor artık,
bu ikimiz içinde eş zamanlı bir son oldu,
benim geniş zamanlarımın sonu,
üzgünüm bir kez daha sevgilim,
biliyorum canını sıktım,
böyle olsun istemezdim.


çünkü başına gelebilecek en güzel şey gerçekten bendim.


26 Mayıs 2012 Cumartesi

karın ağrımsın

karnımı ağrıtıyorsun.
özlemin midemi bulandırmaya başladı artık.
bir insan neresiyle özler bilsem,
kalbimle değil.
kalbimle olsa hala çok severdim.
kalbimle.
hala çok seviyorum.
yalan.
seni bu kelime kadar iyi anlatacak bir şey yok.
sen sırf dahil oldun diye yalanı bile beni heycanlandıracak hale getiren o adamsın.
sandığın gibi değil.
mesele başkalarını sevmekse.sevdim.o beni sevmedi. olsun.
mesele başkalarına sarılmaksa,sarıldım.huzurlu bir atmosferdi hatta oldukça başarılıydı.ama yalandı.
mesela başkalarının gidişlerine üzülmekse,
dudağımı ısırıp kanatacak kadar üzüldüm birinin gidişine evet.
ama sen, sevilmekle sevmeye aynı ana denk getirip,gidişinle beni öldüren tek adamdın.
sarılırken gerçekten sarılan,
sen benim kanımdın.
sen benim arkadaşlarımın neyin var sorusuna verdiğim o yanıttın.
sen benim cümlelerimdin.
karnımı ağrıtıyorsun.
yapma artık,
git,
bit,
yit artık.


ya da gel,
gelirsen seni çok sevebilirim,bilirim,severim.
gelirsen iyi olur.


gelmez misin?
olsun. ziyanı yok.
ben özlerim, sen bir başkasından seversin hayatı,
ben düşerim, sen bir başkasından tutunursun hayata.
önemli değil,

karnımı ağrıtıyorsun,
mühim değil.






24 Mayıs 2012 Perşembe

bir fotoğraf

sadece tek bir fotoğraf, bana bu satırları yazdıracak olan.
adam ellerinin, dudaklarının, çenenin sivriliğinin olmadığı bi fotoğraf,
daha hayatında hiç var olmamışım. varlığımdan habersizsin. ileride benimle tanışacağından habersiz gözlerin, beni nasıl terkedeceğinden habersiz minik ellerin. o fotoğrafı alıyorum kalbime dikiyorum. ve biliyorum, bundan sonra aklımda öyle kalacaksın. 
heycanın aynı,hayallerin aynı. sen büyümedin ki, ayakların büyük tamam,ama hala küçük adımların.
bir sevgi var kalbinde, yumruğunu sık hadi adam elinle,işte o kadar kalbin, beni sığdıramadın onun içine.
gözlerini ceketimin iç cebinde taşıyacağım , bana yaptıklarını hatırladıkça onlara bakacağım. bir katile göre çok masumsun. katil diyorum,içimdeki güzel şeyleri öldürdün. 
beni sevdiğin zamanları öldürdün.aklım kaçtı gitti yine. dağıldım. ben her şeye yetersiz kaldım hiç bir şeyi tamamlayamadım. hala okuyor musun? kime yazdığımdan bile haberin yok bunu okuyan?
sen benim iç cebimde taşıdığım kişiyi nerden bileceksin?

15 Mayıs 2012 Salı

en son

sadece son kez konuşalım diyorum ben,
son kez her şeyi vuralım birbirimizin yüzüne,
ağlarım ben biraz ama korkma,
belki elin tenime değer,
avunurum.

yemin ederim hayatına girmek değil kastım,
hayatında ki yerimi yıkıp tozu dumana katmak belki,
öyle dedim diye korkma,
kırmam kalbini,
ne desem kırılmaz zaten seninki,
sende kırma,
ağlarsam bakma.

bi elimde bira,
diğerinde sigara,
sen sevmezsin kokusunu gerçi,
umrumda değil.
sana güçlü görünmek istemiyorum,
bu defa senin için giyilmiş kıyafetlerim ve senin için yapılmış makyajımla
ağlayacağım,
akacak yanağımdan makyajım,

umrumda değil sana güzel görünmek,
öyle bitiriyorum yani
3 yılı bir rafa kaldırmak değil bu, kaldırdım çok kez,düştü başıma yeniden,
yakıyorum bu sefer,
sana yazdıklarımı,
yaşattıklarını yakıyorum,
ellerimi dudaklarımı,
seni,
yakıyorum.

son
Son.



10 Mayıs 2012 Perşembe

alışkanlık kalır geriye bir tek o koyar

sonra bir bakıyorsun, içinde ona dair ne kalmışsa hepsi alışkanlık.
sevgi sandığın aşk sandığın özlem sandığın şeylerin hepsi sadece alışkanlık
o yüzden yapma artık bunu kendine, düşme artık bu kadar yerlere,
onun gözünde nesin onu düşünme, sen yeter ki kendini kendine güldürme,onu boşver de,
unuttun biliyorsun,zor oldu, olacaktı, ama unuttun,bitti. sadece bunu kabullenemedin,
içinde ki o boşluğa ne koyacağını bilemediğin için onun açtığı boşluğu onunla doldurmaya çalıştın,olmayacağını biliyordun. o yüzden şimdi sil elinin tersiyle göz altlarını ve derin bir nefes al. şimdi hemen şuan vazgeç bütün yapacaklarından,planlarından,onunla içilecek bir biradan,ona yazılacak satırlardan.
söz veriyorum geçecek hepsi
sen neler atlatmadın ki? buda bir şey mi sanki?
sana yemin ediyorum ki bitecek,
dişini sıka sıka ağladığın,
içine hıçkırdığın,
ıslattığın yastıkların acısı biiiir biiir çıkacak
yemin ediyorum,
sen sadece artık unutmamakta direnme.
kendine eziyet etme,
bütün o güzel şarkıların içine onu koyup,melodilerine yazık etme.
o boşluk dolacak demiyorum sana,
sen istemeyeceksin zaten doldurmasını birinin,
çünkü bütün duyguların uyuşmuş olacak,
kendine kalacaksın,
sen bunu da atlatacaksın,
sen içinde ki güzelliklerin elinden tutup onları ayağa kaldıracaksın,
ağlama o yüzden,
o bu sırada ne yapıyor bilemem,
belki gülüyor,
ya da bir başkasına yazıyordur,
futbol muhabbeti ediyordur,
belki bir kızla kesişiyordur,
tuvalette de olabilir
ama asla ağlamıyor.
sen de ağlama sakın ağlama
haketmiyor..


2 Mayıs 2012 Çarşamba

ama bilirsin en sonunda mülteciyim ben sana

herkesten geriye bir tek senin kalışın,
herkesten kaçıp, bir tek sana varışım,
tek bir dokunuşun yeter ,
gece yarısı kendime sözler verip kurduğum bütün kaleleri yerle bir eder,
tek bir sözün beni mahveder,
hep vardın benim için, sol'umsun,soluğumsun,
bunuda köpek gibi biliyorsun.



1 Mayıs 2012 Salı

kalbimi kıran ilk erkeğe

öyle özel midir ilk aşk, hala. öyle sızlatır mı içini ara sıra, yoklar mı özlemi yüreğini..
kaç kişiye ezberlettim, gözlerini, kirpiklerini,sesini..

senden sonra belki daha çok üzüldüm, boşuna demiyorum, üzülmeye de değerdi, ama sana ağlamak bir başka güzeldi. 

arada geliyorsun gözümün önüne, hatırlamaya çalışıyorum yüzünü, yüzünü yanımda düşünüyorum, bir zamanlar beni sevdiğini söyleyen dudaklarının şimdi başkalarını öptüğünü düşünüyorum,nefessiz kalıyorum. birbirimize verdiğimiz daha doğrusu benim sana zorla verdirttiğim sözleri düşünüyorum. gülüyorum. gitarının sesiyle avunurdum. sessizliğinle büyüyorum. 

aklımda, o kızı bana karşı koruyuşunla kalıcaksın,
oysa güzel bir gülüşün vardı, keşke öyle kalsaydın.

kirpiğinin oynayışından ne demek istediğini anladığım gözlerin vardı, karnımı paramparça eden sözlerin bir de.

sonra bugün, 3 yıl sonra, tam şu saat şu dakika, kokunu omzumda hissettim.

kalbimi ilk kıran olsanda,
hep başka bir şeydi, senin canın olmak.